Yüksek Öğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği Değişikliği

Son günlerde Türkiye gündeminde Başbakan’ın açıklamaları nedeniyle 18 yaşından küçük üniversite öğrencilerinin “kızlı erkekli” aynı evde kalması, valiliğin bu konuda işlem yapamayacağı, özel hayata müdahele hususları tartışılırken bugün 07.11.2013 tarihli Resmi Gazete’de Yüksek Öğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik yayınlandı.

Söz konusu yönetmeliğin;

Kınama cezası gerektiren disiplin suçlarını düzenleyen 5. maddesinin c bendi değiştirilerek yüksek öğretim kurumları içerisinde izinsiz bildiri dağıtmak tekrardan disiplin suçu olarak kabul edildi.

Yönetmelikte bildirinin içeğinden bahsedilmemekte, yalnızca izinsiz bildiri dağıtmaktan bahsedilmektedir. Bu durumda sorulması gereken 2 önemli husus olduğu kanaatindeyim. Öncelikle dağıtılan bildirinin herhangi bir suç unsuru ihtiva edip etmediği değerlendirilmeksizin disiplin cezası mı uygulanacaktır? Sendika yahut dernek üyesi olan bir kişinin bildiri dağıtmasının engellenmesi Avrupa İnsan Hakları Evrensel Sözleşmesinin Toplantı ve Dernek Kurma Özgürlüğü başlıklı 11. maddesine aykırılık teşkil etmeyecek midir?

Aynı yönetmeliğin yükseköğretim kurumundan iki yarıyıl için uzaklaştırma cezasını gerektiren disiplin suçlarını düzenleyen 8. maddesinin c bendinde de değişiklik yapılarak suç sayılan eylemleri işlemek fiili de yükseköğretim kurumundan iki yarıyıl için uzaklaştırma cezası kapsamına dahil edilmiştir.

“Suç sayılan eylemleri işlemek” Türk Ceza Kanunu’un ceza yaptırımına tabi tuttuğu fiilerin yüksek öğretim kurumları içerisinde işlenmesi olarak uygulamaya geçecektir. Yani kişi hem Türk Ceza Kanunu’nun söz konusu suç için öngördüğü ceza nedeniyle yargılanacak hem de disiplin cezası ile cezalandırılacaktır. Ceza hukukunun temel ilkeleri arasında bir kişi hakkında aynı fiil ve konudan dolayı birden fazla cezaya hükmedilemeyeceği ilkesi gelmektedir. Doktrinde bir çok ceza hukuku akademisyeni disiplin cezalarının da bu ilkeye tabi olması ve bir kişi hakkında aynı suçtan dolayı hem Türk Ceza Kanunu bakımından hem de ayrıca bir disiplin cezasına hükmedilmemesi gerektiğini ifade etmektedir. Ancak Yargıtay ve Danıştay’ın bu konuda ağırlık kazanan görüşü ise disiplin cezalarının bu ilke kapsamında değerlendirilemeyeceğidir.

Soruşturmanın yapılış şeklini düzenleyen 14. maddesine yeni bir fıkra (6.) eklenmiştir. Söz konusu fıkra uyarınca “soruşturmacılar”a, soruşturulan öğrenci/öğrencilerin soruşturma süresi boyunca zaruri hallerde yükseköğretim kurumu binalarına girmesinin yasaklanması hususunda karar verilmesini disiplin soruşturması açmaya yetkili merciden talep etmenin yolu açılmıştır.

Artık üniversitede disiplin soruşturmasıyla karşılaşan öğrencilerin okuldan uzak tutulmasının önü açılmıştır. Burada dikkat edilmesi gereken husus “zaruri hallerin varlığı”dır. Söz konusu kararı verecek olan merci bu değerlendirmeyi yaparken ölçülülük ilkesini göz önünde bulundurmalı ve keyfi uygulamalar nedeniyle insanın temel hak ve özgürlüklerinin kısıtlanmasının önüne geçilmesi gerektiği kanaatindeyim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.